Kriz Nedir ? Krizin Özellikleri Nelerdir ?

Krizleri fırsata çevirmek mümkün müdür ? kriz kavramını daha iyi nasıl anlayabiliriz ?

Kriz ifadesi ilk olarak askeri ve tıp alanında karşımıza çıkmakta olup 17. ve 18.  asırlarda sosyal bilimler alanında bu kavramın yaygınlaşmaya başladığı görülmektedir. 1929 büyük buhranı, kriz kavramını başka bir disiplin olan ekonomide de sıkça karşımıza çıkmasına sebep olmuştur. Kriz kavramı özellikle günümüzde işletme yönetimi alanında oldukça yoğun olarak telaffuz edilmektedir. Günümüzde kriz kavramı; beşeri bilimler siyaset bilimleri ve sosyal bilimlerin sıklıkla kullandığı ortak bir kavram olmuştur. Birçok farklı alanın ortak araştırma konusu sayılan kriz terimi hakkında bir tanım birliği bulunmamaktadır. Bu durum krizin belirsizlik niteliği taşımasından kaynaklandığı söylenebilir.

Kriz kavramı kelime anlamı itibariyle bir olgunun iyiye ya da kötüye doğru kırılma noktası, ani olarak karşımıza çıkan kötüye gidiş yönündeki gelişmeler ve tehlikeli durum demektir. Geniş bir açıdan bakıldığında kriz; halkçı politikaların getirdiği istikrarsızlıklar, büyüme hızındaki değişimler, hızla şekil değiştiren dış toplu durumlar, işsizlik ile enflasyonun artması, toplumdaki gelir düzeyinin düşmesi, gelir dağılımın adaletsizce bozulması ve refahın azalmasıdır. Mikro açıdan bakıldığında ise kriz; teknolojik açıdan gelişim, ekonomik değişim, sosyal farklılaşma ve gelişmelerin tesiriyle ihtiyacın daralması ve üretim maliyetlerinin artması sonucu rekabet şartlarının hızla yoğunlaşıp derinleşmesidir. Kriz durumu ise bütün bu anlatılanların ışığında bakılırsa; krizi önden tespit etmede, önlem almada ya da değişikliklere uygun hareket etmede yetersiz kalınması durumunda ortaya çıkmaktadır.

Buna göre kriz kavramını ifade edecek olursak en özet şekliyle; beklenmeyen ve önceden tespit edilemeyen belirsizlik durumu olarak tanımlayabiliriz. Krizlerin tanımlanmasında da geçen bu belirsizlikleri artmasına neden olan ve bundan dolayı kurum ya da kişileri krizle karşı karşıya getiren sebeplere örnek olarak; Yeni dünya düzeni etkileri ve küreselleşme hareketleri, coğrafik etkenler, ekonomi kaynaklı savaşlar, küresel çevre sorunları, doğal afetler, kontrolsüz ve hızlı teknolojik gelişim, hukuki ve politik reformlar, genel ekonomik belirsizlikler ve değişimleri ve uluslararası ilişkilerin karmaşık yapısını sıralayabiliriz.

İşletmelerde Kriz Kavramı

İşletme kapsamında kriz kavramının anlamı ise, diğer disiplinlerdeki anlamından farklı olarak ele alınmaktadır. Kriz kavramı farklı olarak bir değişim sürecini ifade etmek için de kullanılabilmektedir. Bu süreç kaygıların artması ve süre baskısının hissedilecek seviyeye gelmesi gibi sebeplerle işletmenin unsurları arasında bir gerilimin oluşmasına sebep olur. Bütün bunların yanında işletmelerin ve işletme üyelerinin alacağı önlem ve tedbirlerle krizin ortadan kalkması sağlanabilir ya da etkisi minimum seviyelere çekilebilir. Ancak Kriz Süreci doğru yönetilmediğinde ise işletmenin faaliyetlerinin durması ya da en hafif şekliyle işletmenin kaynaklarının, amaçlarının, değerlerinin ve kazanımlarının tehdit altına girmesine de sebep olacaktır.

Kriz kavramının tanımlarına bakıldığında araştırmacılar tarafından kriz ile ilgili çok farklı ve birbiriyle paralel ya da zıt tanımlamalar yapıldığı görülmektedir. Bu pencereden bakıldığında araştırmacılar krizi, birden bire ortaya çıkan ve işletmelerin ya da üyelerinin varlığını risk altına alan çok kötü bir durum olarak ifade ederken, bazı araştırmacılar ise, krizin işletmeler açısından değerlendirilmesi ile iyi bir fırsat olabileceğini belirtmişlerdir. Bütün bu tanımlara ve kavram ifadelerine bakılarak işletmeler içinde oldukları kriz anında çıkacak olan fırsatları en iyi şekilde değerlendirmek için çalışmalıdırlar. Krizin etkisiyle işletmede meydana gelmesi muhtemel zararları minimuma indirmek için yoğun çaba sarf etmeleri gerekmektedir.

Krizin Özellikleri

Günlük hayatta kriz kavramı karşımıza her alanda çoğu kez anlamından uzakta sıkça kullanılmaktadır. Gündelik olarak karşı karşıya kaldığımız çözümü kolay önceden beklenilen birçok problem için de kullanılmaktadır. Oysaki krizler, işletmeler için ele alınacak olursa, krizler işletmelerin tarihindeki benzersiz anlardır (Vd, 2011) Ayrıca, kriz kavramı işletmelerde ve günlük hayatta herkes tarafından en çok; stres, gerilim, endişe, felaket, panik gibi bazı terimler ile de karıştırılmaktadır.

Bu sebepten krizin genel özelliklerini maddeler halinde yazacak olursak;

  • İşletmelerin vizyonunu ve varlığını tehdit etmesi
  • İşletmelerin tedbir alma, önleme, öngörme ve en önemlisi savunma gibi mekanizmalarını devre dışı bırakması,
  • Acil müdahale ile aksiyon almaya zorlaması ve zaman baskısı yaratması
  • İşletmelerin tüm organizasyonlarını etkileyecek şekilde beklenmedik ve ani değişiklikler yapmaya zorlaması
  • İşletmelerin karar vericileri üzerinde gerilim yaratıp hızlı ve yanlış kararlar almaya sürüklemesi
  • İşletme ve üyeler üzerine korku ve paniğe yol açması
  • Kontrol edilmesinin oldukça güç olması
  • Genel olarak yaşamsal bir dönüm noktası oluşturması
  • İşletmelerin imajını, insan kaynaklarını, finansal yapısını ya da doğal kaynaklarını olumsuz yönde etkilemesi

Bu maddeler ayrı ayrı incelendiğin belki de en önemli ve en net özellik kriz döneminde belirsizliklerin kontrolsüz biçimde artması söylenebilir. Bu durumda kendi içinde bir kısır döngü oluşturarak belirsizliğin artması krizin şiddetini arttıracaktır. Bu kapsam krizin şiddeti ve belirsizliğin artması işletmelerde çözüm için sürenin kısıtlanması ve hızla seçeneklerin değerlendirilmesi gerekliliğini çıkartacaktır.

Bu sebeplerden dolayı işletmelerde kriz kavramını anlatırken krizin üç boyutu vurgulanmaktadır. Bunlar; krizin işletmelerin yüksek öncelikli değerlerine direk ve ciddi bir tehdit oluşturması, Krize karşı işletmelere kısıtlı bir tepki süresi bırakması, işletmeler ani gelişmesi dolayısıyla sürpriz bir durum olarak çıkmasıdır. (Hermann, 2008). Bütün bu

incelemeler ışığında krizler günlük ya da beklenilen problemlerden ve gerilimlerden kolayca ayrılabilecek nitelikler taşımaktadır. Burada en ciddi olarak altı çizilmesi gereken yer İşletmelerin hedeflerini, kaynaklarını ve en önemlisi işletmelerin hayatını tehlikeye atmasıdır.

İşletmelerdeki normalleşen sistematik karar alma yetkinliklerini ve önleme ve uyum sağlama sistemini tamamen çökmesine sebep olur. Bu yüzden işletmelerde ilk olarak kriz durumunda yönetim tamamen merkezileşir ve denetim mekanizmaları olması gereken seviyelerin de üstünde çalışmaya zorlanır. Bunun bir sonucu olarak işletmelerde oluşan stres altında yönetim sınırlı zamanda gelişigüzel kararlar vermek zorunda kalacaktır.  Kriz kavramını açıklarken de üzerine çokça düştüğümüz bir unsur olan ani olarak gelmesi ve işletmelerin bu hızlı değişime savunmasız kalmasıdır. Bu incelemelerden bir kez daha anlayacağımız konu kriz oldukça hızlı müdahale gerektiren ölümcül sonuçlar doğurabilecek bir hastalık gibidir. İşletmelerde ve üyelerinde korku, gerilim, panik, endişe, belirsizlik, güven kaybı, motivasyonda düşme ve çatışmaya yol açar. Bütün bu söylemlerin yanında krizler mutlak bir felaket olmayıp fırsata da dönüştürülebileceği unutulmamalıdır.

Bu Konular İlginizi Çekebilir